Nurefsan
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
FORUMUMUZA HOŞGELDİNİZ EĞER BU İLK ZİYARETİNİZ İSE DAHA İYİ YARARLANABİLMEK İÇİN FORUMUMUZA ÜYE OLUNUZ...
YENİ ÜYELERİMİZ BİZLERE KENDİLERİNİ TANITABİLİR İSTEKLERİNİ VE GÖRÜŞLERİNİ PAYLAŞABİLİR...

Paylaş | 
 

 insanı insan yapan 10 özellik

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
belzebuth
Süper Moderatör
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 246
Puan : 582
Rep : 7
Kayıt tarihi : 13/09/09

MesajKonu: insanı insan yapan 10 özellik   Perş. Ekim 01, 2009 6:02 am

Yüz Kızarması

İnsanların
köşeye sıkıştıklarında ya da yalan söylediklerinde yüzünün renginin
değişimesini Darwin bile açıklayamamış. Darwin, bu özelliğin ırk ya da
renk farketmeksizin her insanda var olduğunu ancak hayvanlarda böyle
bir eylemle karşılaşmadığını söylüyor. Darwin bu soruya cevap veremese
de, yeni nesil bilim adamları bu konuyu araştırıyor.Yüz
kızarması konusunda bir çok sav var. Bunlardan birisi de yüzü kızaran
bireyin, bulunduğu sosyal ortamdaki ya da kendisinden daha yüksek
kademede bulunan insanların ondan daha yukarda olduğunu kabul etttiği
anlamına geldiğini savunuyor.Bu savdan daha uzun süre sonra,
toplumsal etkileşimler artıkça yüz kızarmasının nedeni daha ‘ticari’ ve
‘yumuşak’ bir anlam kazandı. Yüzü kızaran bireyin gerçek düşüncelerinin
aslında ne kadar masum olduğunu dışa vurduğu söyleniyor. Kadınların
yüzü, erkeklere göre daha fazla kızarıyor.


Gülmek

ABD’nin Baltimore şehrindeki Maryland Üniversitesi’nde nörolojist olarak çalışan Robert R. Provine ve ekibinin 10 sene süren araştırması sonucunda insanların komik şakalara değil banal yorumlara güldüğünü ortaya çıkarttı.Provine, gülmenin insan
öncesi dönemde gıdıklama eyelemine fizyolojik bir tepki olarak
evrildiğine inanıyor. Modern çağlardaki maymunlar gıdıklandığında
‘pant-pant’ seslerini çıkartıyor. Provin de bu seslerin insanda ‘ha-ha’
haline dönüştüğünü düşünüyor. Provine, insanların sosyalleştikçe gülüşe
daha sosyal bir anlam kattığına inanıyor.Oxford Üniversitesi’nden Robin Dunbar gülmenin insanda endorfin düzeyini
yükselttiğini söylüyor. Provine’e göre gülmenin sosyal anlamda
sınıfları da var. Örneğin birisine gülünürse, o kişi ya kendini o
sosyal ortamdan dışlar ya da o ortama kendini uygun hale getirir.

Genital Bölgedeki Kıllar

University College London’dan Robin Weiss, bu yılın başlarında insan evriminin bir noktasında genital bölgedeki kılların belirgin bir şekilde vücudun diğer bölgelerindeki kıllara oranla kalınlaştığına dikkat çekinceye kadar cinsel bölgedeki kıllanmanın kıllı geçmişimizden bizlere kalan bir miras olduğu düşünülüyordu.Cinsel bölge kılları hakkında bir çok fikir üretildi. Bu düşüncelerin en yaygın olarak bilineni, yoğun kılların koku ve soğutma bezlerinin
yakınlarında toplanması. Bu sayede kıllar cinsel olgunlaşma sinyali
veren kokuların çevreye yayılmasını önlüyor. Başka bir görüşe göre
bunlar, kızlarda büyüyen memeler ve genişleyen kalçaların, erkeklerdeyse
yüzde sakalların çıkması gibi ergenlikten yetişkinliğe geçişin sinyali.
Bir diğer görüşe göreyse kıllar genital organları soğuğa ve toza karşı
koruyor.

Rüyalar

Rüyalar, duyuların işlemden geçmesinde kritik bir rol oynarlar.
Sigmund Freud rüyaları bilinçaltına açılan bir pencere olarak yorumlasa
da bugün bilim adamlarının çoğu bu düşünceyi reddediyor. Ancak hiçkimse
şu ana kadar neden rüya gördüğümüze dair bir açıklama getirmedi.Son araştırmalara göre gün içinde yapılan kısa şekerlemelerin duygusal anıları düzene soktuğunu gösteriyor. Uykuda hızlı göz hareketleri dönemi sayısı (REM) ne kadar fazlaysa anılar da o kadar fazla işlemden geçer.Ortaya
atılan savlardan bir tanesi de REM anında görülen rüyalarının güçlü
duygusal anıların şiddetini azalttığı yönünde. Bu şekilde anıları
beynimizde saklarken bunlara eşil eden duygular zaman içerisinde
etkisini yitiriyor.Son zamanlarda rüyalarının tümünün REM uykusu
sırasında görülmediği ortaya çıktı. Hem REM uykusu rüyalarının hem de
REM-dışı rüyaların kendine has özellikleri
var. REM uykusu sırasında görülen rüyalar daha öyküsel bir kurguya
sahip ve daha fazla şiddet içeriyor. Böylece gerçek hayatımızda şiddet
içeren ilişkilerle daha başarılı baş edebiliyoruz.Rem dışı rüyaların içeriğininse işbirliği içeren ilişkileri desteklediği savunuluyor.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
belzebuth
Süper Moderatör
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 246
Puan : 582
Rep : 7
Kayıt tarihi : 13/09/09

MesajKonu: Geri: insanı insan yapan 10 özellik   Perş. Ekim 01, 2009 6:04 am


Ergenlik Dönemi

Genelde
ergenlik dönemi, üreme dönemi için bir ısınma evresi olarak görülse de
bu en git gelli dönemin başka işlevlerinin olduğu düşünülüyor.Bunlardan ilki ergenliğin evrim tarihiyle ilgili olması. Kazılarda bulunan fosilleşmiş diş ve kemik bulgularından elde edilen verilere göre ergnlik 800.000 ile 300.000 yıl arasında gerçekleşmiş olabilir. Bu süreç insan beyninin ebatlarındaki ani değişimle aynı ana denk geliyor.İkinci
ipucu, ergenlik döneminde insan beyninin bütününü kapsayan değişimi
gösteren MRI verilerinden elde ediliyor. Cambride Üniversitesi’nden
David Bainbridge bu konuda şunları söylüyor:“İnsan beyninin boyutları 12 yaşındayken
neyse 20 yaşındayken de aynıdır. Ancak yapabildiği işlemler artıyor.
Ergenlik, cinselolgunluğa geçişten çok insan aklının psikolojik ve
sosyal etkileşimlerle baş edebilecek olgunluğa erişimiyle ilgilidir. Ergenlik döneminden geçmeden hiçbirimiz tam anlamıyla insan olamayız.”



Başkalarını düşünme-Diğerkamlık

“Bencil Gen” adlı kitabın yazarı Richard Dawkins insanların başkalarını düşünme ve fedakarlık gibi bir özelliğe
sahip olmadığını savunuyor. Yazar, kitabında insanların aslında bencil
doğduklarını dolayısıyla cömertlik ve fedakarlık gibi kavramları
sonradan öğrendiklerini anlatıyor.Bencillik evrimsel açıdan anlamlıdır, çünkü karşılıksız kalacağına bile bile birisine zaman ve efor sarfetmek hayatta kalma anlamında kişiye yardım sağlamaz. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar insanların karşılıksız fedakarlık yapabileceğini ortaya çıkarttı. Bütün bu bulgular biyologların diğer kamlığın insan
doğasının bir parçası olduğu sonucunu çıkartmasına neden oluyor. Ancak
bir türlü açıklama getiremedikleri tek nokta, diğerkamlığın nasıl ve
neden evrildiğiyle alakalı


Sanat

Evrimin babası Darwin, sanatın köklerinin cinsel seçilimde yattığını iddia etmiş olsa da bugüne dek
İnsanoğlunun
sanatsal eylemlerde bulunma isteğinin evrimle nasıl ilişkilendirileceği
konusunda kesin bir değerlendirme henüz yapılamadı.Santa
Barbara’daki Kaliforniya Üniversitesi’nden evrim psikologları John
Tobby ve Leda Cosmides, estetik deneyimlerin peşinde koşma merakının,
dünyanın başka yönerlini öğrenmemizde bizlere yol gösterdiğini
düşünüyor. İnsan beyni, bu farklı halleri doğuştan sahip olduğu
donanımla algılayamayacağı için sanattan yardım istiyor olabilir.
Auckland Üniversitesi’nden Brian Boyd da sanatın bir çeşit entellektüel
oyun olduğuna ve insanları yeni ufuklara açılmaya teşvik ettiğine
inanıyor.

Batıl İnanç

ABD
Başkanı Barack Obama’nın her seçim sabahında basketbol oynaması gibi,
herkesin kendine has bir batıl inanışı vardır. Mantıksal olarak işe
yaramayacağını bilsekte aslında batıl inançlar tamamen anlamsız değil.İngiltere
Bristol’da bulunan Bristol Üniversitesi’nden Bruce Hood, insan beyninin
çevredeki düzeni ve yapıyı tahmin etmek üzerine tasarlandığını
düşünüyor. Ayrıca herkes birer determinist (Doğa'daki her olayın,
dolayısıyla insanın tüm faaliyet ve davranışlarının kendi iradesi
dışında seyreden bazı faktörlere tabi olduğunu ileri süren teori) Yani
her olayın aslında önceden yaşadığımız olayların birer sonucu olduğunu
tahmin edebiliyoruz. Bu da bizi batıl inançlara açık hale getiriyor.Dinin
de batıl inançlara etkisi bulunuyor. Örneğin insanların yurtdışında
kiliseye gitme oranı, ekonomik kriz zamanlarında hiç olmadığı kadar
artıyor. Ya da Tel Aviv’de yaşayan insanlar yanlarında daha fazla uğur
eşyası taşıyor.


Öpüşmek

Dudak dudağa öpüşmek her kültürde bulunmuyor, yani genlerimizde olan birşey değil.Ortaya sürülen savlardan birisi öpüşürken, bebeklikten kalma emzirme duygularını, rahatlık, güven ve sevgi hislerini duymanın, insanlarda
öpüşme isteğini uyandırdığı yönünde. Buna ek olarak, atalarımızın
bebeklerini ağızdan ağıza çiğnenmiş yiyeceklerle beslediği söyleniyor.
Hatta günümüzde şempanzeler halen bu geleneği sürdürüyor.Konu öpüşme psikolojisine geldiğinde konu daha başka bir yöne kayıyor. Dudaklarımız, vücudumuzun
en hassas parçalarından bir tanesi. Üzerinde doğrudan beynin haz
merkezlerine bağlanan nöronlar bulunuyor. Öpüşmenin stres hormonu
kortizolü düşürdüğü ve bağlanma hormonu oksitokini yükselttiği
biliniyor.







Burun Karıştırma

Hindistan’ın Bangalore şehrinde bulunan
Ulusal Ruh Sağlığı ve Nörobilim Enstitüsü’nden Chittaranjan Andrade ve
B.S. Srihari tarafından 2001 yılında 200 yetişkin üzerinde yaptıkları araştırmada herkesin istisnasız dört kere burnunu karıştırdığını ortaya çıkarttı.Aslında
bu konudaki en yakın diğer araştırma da 1966 yılında New York Devlet
Üniversitesi’nden Sidney Tarachow tarafından yapılmış. Araştırmacı
burun karştırma nedeninin ‘parmağa takılanların çok tatlı olması’ nedeniyle cevabını almış.






Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
insanı insan yapan 10 özellik
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Mübadele Türküleri & Belleklerdeki Güzellik
» İnsan vücudu hakkında 16 olağanüstü gerçek

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Nurefsan :: Sohbet ve Eğlence :: Konu Dışı-
Buraya geçin: